Tevfik Fikret Kimdir? Biyografi Sayfası

28.10.2021
167
Tevfik Fikret Kimdir? Biyografi Sayfası

Tevfik Fikret Kimdir? Biyografi, bölümünde Tevfik Fikret Kimdir? Biyografi sayfası ile karşınızdayız. Tevfik Fikret Kimdir? Biyografi detayları ile daha da iyi tanıyalım.

Tevfik Fikret Kimdir? Biyografi – Kaç Yaşında – Memleketi Neresi

Tevfik Fikret

Tevfik Fikret, 24 Aralık 1867 senesinde İstanbul’un Kadırga semtinde dünyaya geldi. Babası Hüseyin Efendi, Çankırı’nın Bayramören beldesine bağlı Dalkoz Köyü’nden ayrılıp İstanbul’a yerleşmiş Ahmet Ağa’nın oğlu idi. Hüseyin Efendi, oğlu dünyaya geldiğu yıl İstanbul’da belediye meclis üyesi ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nde memur olmuştu.

Sonraki senelerda Osmanlı Devleti’nin Hama, Nablus, Akka, Urfa, Halep mutasarrıflıklarında bulundu. Annesi Hacı Hatice Refia Hanım, 1822’deki Yunan ayaklanmasında kimsesiz kalıp Osmanlılar’a sığınmış ve Müslüman olmuş iki Sakızlı Rum çocuğunun kızı idi. Mehmet Tevfik’in Sıdıka adlı bir kızkardeşi vardı.

Hac ziyaretine giden annesi Refia Hanım, 1879 senesinde dönüş yolunda kolera sebebiyle ölünce Tevfik Fikret, 12 yaşında öksüz kaldı. Babası, saraya jurnal edilerek Arabistan’a sürgüne gönderildiği için kız kardeşi ile kendisinin bakımını anneannesi ve büyük yengesi üstlendi. Daha çocuk yaşta annesini kaybeden Tevfik Fikret’i bu durum yaşamı boyunca etkiledi. 19 yıl sürgünde kalan babası da sürgünden hiç dönemedi ve orada öldü.


Aksaray’daki Mahmudiye Valide Rüştiyesi’nde öğrenimine başlayan Tevfik Fikret, çok dindar bir ortamda yetişmekteydi. Okulu, 93 Harbi yenilgisinden sonra Rumeli’den İstanbul’a gelen göçmenlere tahsis edilince öğrenimine Galatasaray Sultanisi’nde sürdü. Bu yeni okula girişi yaşamında bir dönüm noktası oldu. 11 yıl öğrenim gördüğü okulunda devrin önemli edebiyatçılarından Recaizade Mahmut Ekrem, Muallim Naci ve Muallim Feyzi gibi seçkin öğretmenlerin öğrencisi oldu. Şiir yazmaya lise senelerında başladı. Öğretmenlerinin teşviki ile yazdığı ilk şiiri, Tercüman-ı Hakikat’de yayımlandı. Nazmi mahlasıyla yazılmış, gazel tarzında bir şiirdi. Okulu 1888 senesinde birincilikle bitirdi. Eğitim manasında konuya başka türlü bakılırsa 1964 senesinde Ankara’da onun düşüncesini yaşatma amacı ile Tevfik Fikret Lisesi kurulmuştur. Lise şuanda Fransızca eğitim vermekte olup Türkiye’de Tevfik Fikret’in mezunu oldugu Galatasaray Lisesi’nin denkliğini almış tek okuldur. Çünkü, iki lise de Frankofon lise özelliğini taşır ve genel kanının aksine Fransız Liseleri değildirler

Mezun olduğu yıl, Hariciye Nezareti İstişare Odası (Dışişleri Bakanlığı Enformasyon Dairesi)’nde katip olarak işe başlayan Mehmet Tevfik, kısa bir süre sonra geçtiği Maarif Mektubi Kalemi’nden bir yıl dolmadan istifa ederek ayrıldı. Yeterince çalışmadığını düşündüğünden iş deneyimi onu hayal kırıklığına uğratmıştı. İstifası sırasında, gecikmiş maaşlarının ödenmesini maaşı haketemediği gerekçesiyle reddetti. Bu olay, onun dürüstlüğünü efsane haline getirdi. Hazine aracılığıyla yine de kendisine topluca ödeme yapılınca tüm parayı Göçmenler Komisyonu’na bağışladı. Sadaret Mektubi Kalemi’nde kısa bir süre çalıştıktan sonra 1889 Ağustos’unda İstişare Odası’nda tekrar muavin olarak vazifeye başladı. Bir yandan da Yüksek Ticaret Okulu’nda Fransızca ve Türkçe dersleri vermekteydi.

Kısa bir süre sonra Trabzon Valisi olacak dayısı Mustafa Bey’in 15 yaşındaki kızı Nazime Hanım ile 1890 senesinde evlendi, dayısının evine yerleşti. Şiir hususunda bir süredir suskun olan Tevfik Fikret, İsmail Safa’nın yönettiği Mirsad Dergisi’nde “Bahar” şiirini yayımlayarak suskunluğu bozdu; aynı yıl Mirsad’da 18 şiiri daha yayımlandı. Derginin açtığı iki yarışmada birer birincilik alarak ününü arttırdı.


Tevfik Fikret, Osmanlı Lisanı Öğretmenliği Sınavını kazanarak 1892’de çok sevdiği Mekteb-i Sultani’ye atanması ile yaşamında yeni bir dönem açıldı. İlkokul üçüncü sınıf Türkçe öğretmeni olarak vazifeye başladığı okulda, Muallim Naci’nin vefatı üzerine edebiyat öğretmeni olarak çalışmaya sürdü. Hükümetin bütçede kısıntı yapıp memur maaşlarını yüzde on kesmesine tepki olarak 1895’te okuldan ayrıldı, inzivaya çekildi.

Mirsad Dergisi’nin kapanması ile şiir yayımlamaya yeniden ara veren Tevfik Fikret, öğretmenlik yaptığı sırada 1894’ten bu yana, dostları Hüseyin Kazım ve Ali Ekrem’in ısrarı ile yeni çıkaracakları Malumat Dergisi’nin başyazarlığını üstlenmişti. Derginin kapandığı 1895 Mayıs’ına kadar 25 şiiri yayımlandı. Bunlar, eski şiirlerine göre daha batı tarzında şiirler idi. Şair, o senelerda padişaha bağlı bir çizgideydi. Derginin ilk sayısında padişah II. Abdülhamit’i öven “Tebrik-i Veladet” şiirini yayımlamıştı.

1895 senesinde Recaizade Mahmut Ekrem, Tevfik Fikret’i bir bilim dergisi olan Servet-i Fünun’un sahibi Ahmet İhsan ile tanıştırdı ve onları dergiyi bir edebiyat dergisi haline getirmeye ikna etti. Dergi, Tevfik Fikret yönetiminde çıkmaya başladığı 256. sayıdan bu yana bir edebiyat dergisi halini aldı. Şair, 1895 senesinin Haziran ayında oğlu Haluk’un doğumuyla baba oldu. O sıralarda sanat yaşamının en verimli devresini yaşamaktaydı. Şiirlerini “Mehmet Tevfik” yerine “Tevfik Fikret” olarak yayımlamaya başlamıştı.

Yönettiği derginin etrafında yenilikçi bir grup aydın toplanmıştı ve dergi, bu sanat topluluğuna ismini verdi. Sanatta hem içerik hem biçimde atılım yapmayı ilke edinen, ağdalı dilleri ve karamsarlığı ile tanınan topluluğun hareketine ise Edebiyat-ı Cedide (Yeni Edebiyat) denildi. Bu ekolde Tevfik Fikret’in bunun yanında Halit Ziya Uşaklıgil, Cenap Şahabettin, İsmail Safa, Mehmet Rauf, Samipaşazade Sezai, Hüseyin Cahit Yalçın, Ahmet Şuayip, Hüseyin Siyret gibi adlar yer alıyordu. Kurulan bu topluluk, siyasal eylemlerden uzak görünüyordu. Zamanla Tevfik Fikret’in şiirlerindeki toplumsal boyut arttı, ulusalcılık ön plana çıktı. 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı’nda Türkler’in büyük bir zafer kazanmasından etkilenerek kahramanlık ve zafer şiirleri yazdı. “Yenişehir Gazilerine” isimli şiirinde dünyaya meydan okudu.

Tevfik Fikret, 1896 yılı sonlarında Robert Kolej’de Türkçe dersleri vermeye başlamıştı, bu görevi ölümüne dek sürdürdü. Okul dışında kalan tüm zamanını dergiye veriyordu. O günlerde dostu İsmail Safa’nın evinde okuduğu II. Abdülhamit zıtı bir şiiri, gözaltına alınmasına yol açtı. Evi arandı, söz konusu şiir bulunamayınca birkaç gün sonra serbest kaldı. Çok geçmeden, Robert Kolej’de bir çaya karısıyla birlikte gitmesi bahane edilerek gözaltına alındı. Bu olaylar, Fikret’te inziva düşüncesini derinleştirmişti; dostları Hüseyin Cahit, Mehmet Rauf, Hüseyin Kazım, Dr. Esat da düşüncelerine katıldı; birlikte Yeni Zelanda’ya gitmeyi; bu gerçekleşmeyince Hüseyin Kazım’ın Manisa’daki çiftliğine yerleşmeyi düşündüler fakat Tevfik Fikret vazgeçince dostları da vazgeçti. 1900 senesinde alakayla karşılanan ilk kitabı “Rubab-ı Şikeste (Kırık Saz)”‘ı yayımlayan Tevfik Fikret, Ahmet İhsan ile dergi yönetiminde uyuşamadığı için ertesi yıl topluluktan ayrıldı. Artık yalnızca Robert Kolej’de öğretmenlikle meşguldü. Ricası üzerine Servet-i Fünun’un yönetimini Hüseyin Cahit üstlenmişti. Birkaç ay sonra Sevet-i Fünun, Hüseyin Cahit’in Fransız İhtilali üzerine bir çevirisi yüzünden kapatıldı ve grup tamamen dağıldı.

Serveti-i Fünun’un kapanması, baskılı yönetimden duyduğu karamsarlık, dostları Hüseyin Siret ve İsmail Safa’nın sürgüne gönderilmesi, 1902’de kızkardeşi Sıdıka’yı kaybetmesi, babasının Irak’a sürülmesi ve 1905’te babasını da kaybetmesi, Tevfik Fikret’i çok yıpratmıştı. İstanbul’u ahlaksızlıkla suçlayıp lanetleyen ünlü “Sis” şiirini 1902 senesinde İstanbul’un sisler altında olduğu bir günde yazdı.

Sıkıntılar içindeki şair, inziva düşüncesini gerçekleştirmek için Kadırga’daki konağın satışından elde ettiği parayla Robert Kolej’in yamacında, Rumelihisarı’nda planlarını kendi çizdiği bir ev yaptırmaya başladı. Üç katlı ahşap yapının inşaatı, 1905’te tamamlandı. Günümüzde Tevfik Fikret Müzesi olan eve eşi ve oğlu ile birlikte yerleşti. Toplumla arasına bir mesafe koyabileceği, mesleğine devam edebileceği, ülkenin gidişatını uzaktan izleyip eser üretebileceği bu mekana Aşiyan (yuva) adını verdi. Evinin bahçesine gömülmeyi vasiyet etti.

Tevfik Fikret için artık ‘millet’, ‘din’, ‘tarih’, ‘kahramanlık’ gibi kavramlar anlamsızlaşmaya başlamıştır. “Tarih-i Kadîm” şiirini din ve tarihe karşı, “Lahza-i Teahhur”‘u Ermenilerin 1905’te II. Abdülhamit’e düzenledikleri suikastin başarısızlığına duyduğu üzüntü üzerine yazdı; fakat II. Meşrutiyet’in ilanına kadar bir daha hiç şiir yayımlamadı. Sürekli edebiyat üzerine düşünmekte ve Edebiyat-ı Cedide hareketinin içe dönük boyutunu aşacak bir edebiyat tavrına doğru ilerlemekteydi.

Meşrutiyet’in ilanı, Tevfik Fikret’in inzivadan çıkmasını sağladı. Selanik’teki İttihat ve Terakki yönetiminin isteği üzerine Meşrutiyet’in İlanı’ndan 13 gün önce “Millet Şarkısı” adlı marşı yazmıştı. Devrimin habercisi olan bu marş elden ele dolaştı. Meşrutiyet’in ilanından sonra “Rücu (Geri Alış)” adlı şiirini yazarak İstanbul’a savurduğu lanetleri geri aldı.

Hüseyin Cahit ve Hüseyin Kazım ile “Tanin” adlı bir gazete çıkararak bütün kuvvetiyle çalıştı. “Rücu” manzumesini “Sis” ile bir arada Tanin’in ilk sayfasında yayımlamıştı. Tanin, İttihat ve Terakki’nin yayın organı haline getirilmek istenince gazeteden ayrıldı.

Kendisine tekfli edilen Maarif Vekilliği’ni reddeden Tevfik Fikret, bu vazifeye getirilen Abdurrahman Şeref’in çağrısı üzerine Mekteb-i Sultani Müdürlüğü’nü kabul etti ve 1895’te istifa etttiği okula 1909başında müdür olarak döndü. Okulun Beyoğlu’ndaki binası bir yangında yandığı için Beylerbeyi’ne taşınmıştı. Tevfik Fikret, eski binanın yeniden inşasını çok kısa bir sürede tamamlattı. Okula getirdiği yenilikler şikayete yol açmıştı. Toplantı salonunu mescidin üzerine yaptırdığı gerekçesiyle basının büyük eleştirilerine uğradı. 31 Mart Vakası sırasında Tevfik Fikret, ayaklananların okulu yıkacakları haberini alınca “Sultani’yi yıkmak için önce beni yıkmak lazımdır.” diyerek okulun önünde ayakta dikilmiş, bir söylentiye göre kendisini okulun demir kapısına zincirlemişti. Ayaklanmadan sonra, meşru saymadığı bir hükümet için çalışamayacağını söyleyerek eşiğine kadar geldiği istifadan onu öğrencileri döndürdü. Ne var ki bir süre sonra eski Maarif Nazırının yerine atanan yeni nazır Emrullah Bey ile anlaşmazlığa düştü ve 1910 senesinde görevini kesinlikle bıraktı; bizzat Emrullah Bey’in ricası dahi onu kararından döndürmedi.

Tevfik Fikret, Mekteb-i Sultani Müdürlüğü sırasında Darülfünun’da edebiyat dersleri de vermekte idi. 1910’da bu görevinden de ayrılıp yeniden Aşiyan’da inzivaya çekildi ve yalnızca Robert Kolej’deki derslere sürdü.


Tevfik Fikret, Meşrutiyet yönetiminden hayal kırıklığına uğramış, artık İttihat ve Terakki Yönetimi’ne muhalif olmuştu. 1911’de paylaşımı yaptığı “Haluk’un Defteri”’nde artık tek umudu olarak gördüğü gençliğe seslenen ve onlara çalışkanlığı, yurt sevgisini öğütleyen şiirlere yer verdi. Aynı yıl paylaşımı yaptığı “Rubab’ın Cevabı” adlı bir diğer şiir kitabında halkın acılarını konu edinen şiirler vardı.

Oğlu Haluk’un doğumundan bu yana onun ileride milleti bilgisiyle aydınlatacak bir kahraman gibi yetişmesini arzulayan Tevfik Fikret, 1909 senesinde on dört yaşındaki Haluk’u elektrik mühendisliği eğitimi alması için İskoçya’nın Glasgow kentine gönderdi. Oğlunun vatan ve millet için faydalı bir birey olması arzusunu “Haluk’un Vedâı” ve “Promete” adlı şiirlerinde kelimelerine ekledi. Ne var ki Haluk, yanına yerleştirildiği Hristiyan ailenin etkisi ile din değiştirip Hristiyanlığı seçti ve babasının düşlediğinden fazla değişik bir yaşam sürdü. 1913 senesinde Amerika’ya gidip ailesine izini kaybettirdi; 1916’da Michigan Üniversitesi’nde Makine Mühendisliği’nden mezun oldu. Tekrar ülkesine dönmeyen Haluk Fikret, 1943 senesinden sonra kendisini dine verip rahip oldu ve 1965 senesinde Orlando, Park Lake Presbyterian Kilisesi rahibi iken yaşamını yitirdi.


Tevfik Fikret, 1912’de, Trablusgarp Savaşı sebebiyle Meclisin feshedilmesine karşı öfkesini “Doksanbeşe Doğru” adlı şiirinde açıkladı. Bu şiiri, Nüzhet Sabit’in çıkardığı “Vazife Dergisi”’nde yayımlandı. Şiirinde, meclisin kapatılmasını, 36 yıl önce (hicri 1295 senesinde) II. Abdülhamit’in meclisi kapatmasına benzetiyordu. Sadece padişahı değil, İttihat ve Terakki’yi de son derece sert biçimde eleştirmekte idi. Eleştirilerine, devrin yolsuzluklarını dile getiren “Han-ı Yağma”, yanlış bir kararla I. Dünya Savaşı’na girilmesini yeren “Sfakat Şerif Huzurunda” şiirleriyle sürdü.

Tevfik Fikret’in şiirleri devrin yöneticilerini kızdırmış ve şairin muhafazakar çevrelerden ağır eleştirilere uğramasına neden olmuştu. Bu olumsuz tepkiler şairde büyük bir moral çöküntüsüne yol açtı ve sağlığı bozuldu. Mehmet Akif’in kendisine Süleymaniye Kürsüsünde yönelttiği suçlamalara 1914’te kaleme aldığı “Tarihi Kadim’e Zeyl” adlı ünlü şiiriyle yanıt verdi. Modern bir okul açmak, yeni bir edebiyat dergisi çıkarmak gibi projeleri vardı ama bozulan sağlığı sebebiyle bunları gerçekleştiremedi; Son senelerında çocuk şiirleri yazmakla meşgul oldu. Yalın bir dille ve hece ölçüsüyle yazdığı bu şiirleri 1914’te yayımlanan “Şermin” adlı kitapta topladı. Kitaba, genç yaşta ölen kızkardeşi Sıdıka’nın kızı ve eğitimci Mustafa Satı Bey’in kurduğu Yuva adlı okulun öğrencileri ilham vermişti.
Tevfik Fikret, geçirdiği bir ameliyat sonrasında 19 Ağustos 1915 tarihinde yaşamını yitirdi.

1908-1909 senelerı içinde Galatasaray Spor Kulübü’ nün hâmi başkanı olarak kulübü koruyucu biçimde davranmış, dönemin şartlarından etkilenmemesi için elinden geleni yapmıştır.

Tevfik Fikret, kayınpederi Mustafa Efendi’ye Aşiyan’daki evinin bahçesine gömülmeyi vasiyet etmiş olmasına rağmen Aşiyan’ın sonradan kimin eline geçeceği hususundaki şüphe ve endişeler sebebiyle Eyüp’teki aile mezarlığına gömüldü. Mezarı, 1945’te müze yapılan evine 24 Aralık 1961’de geçirildi.

Şairin ömrünün son haftalarında sürekli olarak Aşiyan’a gelen, şairle yakın dosluk kurup portrelerini yapan Mihri Müşfik Hanım, ölümünden hemen sonra Tevfik Fikret’in yüzünün ve sağ elinin kalıbını almıştır. Bu, Türkiye’de bilimsel olarak hazırlanan ilk maske çalışmasıdır.

Tevfik Fikret’in Galatasaray Lisesi’nin bahçesinde, onun anısına 1920’lerde yaptırılmış bir anma mezarı bulunur. Şair, Rıza Tevfik’in başlattığı bir gelenekle ölümünün ilk senesinden bu yana ölüm yıldönümlerinde evinde anılmıştır. 1918’deki merasime Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal de katılmıştı.


Tevfik Fikret Eserleri (Bazıları)

1900 Rübab-ı Şikeste (Kırık Saz)
1905 Tarih-i Kadim
1911 Haluk’un Defteri
1911 Rubabın Cevabı
1914 Şermin
Hasta Çocuk
Sis
Millet Şarkısı
Doksan Beş’e Doğru
Hanı yağma
Balıkçılar
Haluk’un çocukluğu
Rübab-ı cevab
Bir İçim Su
YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.