Nihal Atsız Kimdir? Biyografi Sayfası

27.10.2021
142
Nihal Atsız Kimdir? Biyografi Sayfası

Nihal Atsız Kimdir? Biyografi, bölümünde Nihal Atsız Kimdir? Biyografi sayfası ile karşınızdayız. Nihal Atsız Kimdir? Biyografi detayları ile daha da iyi tanıyalım.

Nihal Atsız Kimdir? Biyografi – Kaç Yaşında – Memleketi Neresi

Hüseyin Nihal Atsız Kimdir Biyografi

Hüseyin Nihâl Atsız, 12 Ocak 1905 senesinde İstanbul’un Kadıköy beldesinde dünyaya geldi. İlköğrenimini Kadıköy’deki çeşitli okullarda, orta öğrenimini Kadıköy ve İstanbul Sultanilerinde (İstanbul Lisesi) yaptı. Buradan mezun olunca Askerî Tıbbiye’ye yazıldı.

Nihal Atsız, yükseköğrenim çağına gelip Askerî Tıbbiye’ye kaydolduğu çağlarda Türkçülük düşüncesinin etkisi altına girmeye başladı. Ziya Gökalp’in cenaze merasiminin yapıldığı günün gecesi Türkçülük düşüncesine karşı öğrencilerle kavga ettiği ve ardındansında ise aralarında bir takım problemler geçen Arap asıllı Bağdatlı Mesut Süreyya Efendi adlı bir mülazım (teğmen)’a selam vermediği gerekçesi ile 4 Mart 1925 tarihinde 3. sınıf talebesiyken Askeri Tıbbiye’den çıkarılmıştır.

Bu olaydan sonra üç ay kadar Kabataş Erkek Lisesi’nde yardımcı öğretmenlik yapan Nihal Atsız, ardındanları Deniz Yolları’nın Mahmut Şevket Paşa adlı vapurunda kâtip muavini olarak çalışmış ve bu vapurla İstanbul-Mersin içinde birkaç sefer yapmıştır.


1926 senesinde İstanbul Dârülfünûnu’nun Edebiyat Fakültesinin “Edebiyat Bölümü”ne ve İstanbul Dârülfünûnu’nun yatılı kısmı olan Yüksek Muallim Mektebi’ne kaydolan Atsız, bir hafta sonra askere çağrılmış, tecil isteği kabul edilmeyen Atsız askerliğini 9 ay olarak 28 Ekim 1926-28 Temmuz 1927 tarihleri içinde İstanbul’da Taşkışla’da 5. piyade alayında er olarak yapmıştır.

Ahmet Naci adlı arkadaşı ile birlikte hazırladığı ‘Anadolu’da Türklere Ait Yer İsimleri’ adlı makalenin Türkiyat Mecmuası nın ikinci cildinde yayına girmesi ile hocası olan Mehmet Fuad Köprülü’ nün dikkatini çeken Atsız, 1930 senesinde Edirneli Nazmî’nin divanı üzerinde mezuniyet çalışması yapmıştır (‘Divân-ı Türkî-i Basit, Gramer ve Lügati’, 1930, 111 s. Türkiyat Enstitüsü Mezuniyet Tezi, no 82). Aynı yıl Edebiyat Fakültesi’nden mezun olmuştur.

Atsız’ın sınıf dostları içinde Tahsin Banguoğlu, Ziya Karamuk, Orhan Şâik Gökyay, Pertev Nâilî Boratav, Nihad Sâmi Banarlı gibi isimler yer alıyordu.

Mezuniyetinden sonra Edebiyat Fakültesi Dekanı olan hocası Prof. Dr. Mehmet Fuad Köprülü, Maarif Vekâleti’nde Atsız için girişimde bulunarak, Yüksek Muallim Mektebi’ni öğrenci olarak bitirdiği için, liselerde yapması gereken 8 yıllık mecburi hizmetini affettirmiş ve 25 Ocak 1931 tarihinde Nihal Atsız’ı kendisine asistan olarak almıştır.

Atsız, yine 1931 senesinde Dârülfünûnun felsefe bölümünden mezun olan ilk eşi Mehpare Hanım ile evlenmiş, fakat 1935 senesinde ayrılmıştır.

Nihal Atsız, 15 Mayıs 1931’den 25 Eylül 1932 tarihine kadar Atsız Mecmua (17 sayı)’yı çıkarmaya başladı. Mehmet Fuad Köprülü, Zeki Velidi Togan, Abdülkadir İnan gibi edebiyat ve tarih bilginlerinin de içinde olduğu bir kadro ile yayın yaşamına atılan bu Türkçü ve Köycü dergi, devrinde ilim, fikir ve sanat alanında çok tesir yaratan Türkçü bir çığır açmış, âdetâ Cumhuriyet devri Türkçülüğünün öncüsü olmuştur.

Atsız, kendini tanıtmaya başlayan ilk yazılarını (H. Nihâl) imzası ile, hikâyelerini de (Y.D.) imzasıyla, bu dergide yayınlamaya başlamıştır. 1932 Temmuzunda Ankara’da toplanan Birinci Türk Tarih Kongresi esnasında, Prof. Dr. Zeki Velidi Togan’a Dr. Reşid Galib’in yaptığı eleştiriler üzerine Atsız, içinde ikinci eşi Bedriye Atsız ile Pertev Nâilî Boratav’ ın da olduğu 8 arkadaşı ile, Dr. Reşid Galib’e “Zeki Velîdî’nin talebesi olmakla iftihar ederiz” diyen bir protesto telgrafı çekmiş ve bu telgraf üzerine de Reşid Galib’in tepkisini üzerine çekmiştir.

19 Eylül 1932’de Reşid Galib, Maarif Vekili olmuştu. Kısa bir süre sonra da Mehmet Fuad Köprülü’nün dekanlıktan ayrılması üzerine Edebiyat Fakültesi Dekanlığı’na vekâleten bakan Ali Muzaffer Bey asâleten tâyin edilmiştir. Reşid Galib, Atsız Mecmuanın 17. sayısındaki ‘Dârülfünûn’un kara, daha doğru bir tabirle, yüz kızartacak listesi’ adlı makalesi sebebiyle Edebiyat Fakültesi Dekanı’na baskı yaparak, 13 Mart 1933 tarihinde Nihal Atsız’ın üniversite asistanlığına son vermiştir.

Üniversiteden çıkarılmasından birkaç gün sonra Nihal Atsız, Edebiyat Fakültesi’nin Dekanı’nı Tokatlıyan Otelin’deki bir çayda yakalayıp yüzlerce birinin önünde tokatlamıştır. Nihal Atsız’a bu hadise için hiç bir biçimde tepki gösterilmemiştir.

Üniversite asistanlığından çıkarılan Nihal Atsız, Malatya Ortaokulu’na Türkçe öğretmeni olarak tayin edilmiştir, Malatya’da kısa bir müddet (8 Nisan 1933-31 Temmuz 1933) Türkçe öğretmenliği yapan Atsız, Edirne Lisesi edebiyat öğretmenliğine tayin edilmiştir. Atsız’ın Edirne’deki edebiyat öğretmenliği de 3-4 ay kadar kısa bir müddet devam etmiştir. (11 Eylül 1933-28 Aralık 1933).

Atsız, Edirne’de iken Atsız Mecmuanın devamı mahiyetindeki Aylık Türkçü Dergisi olan Orhun (5 Kasım 1933-16 Temmuz 1934, sayı 1-9′ u yayımlamıştır. Orhun dergisinde, Türk Tarih Kurumu aracılığıyla çıkarılan ve liselerde ders kitabı olarak okutulan dört ciltlik tarih kitaplarında olduğunu iddia ettiği yanlışları ağır bir biçimde eleştirdiği için 28 Aralık 1933’te bakanlık emrine alınmıştır ve Orhun dergisi de 9. sayısında Bakanlar Kurulu kararı ile kapatılmıştır.

9 ay bakanlık emrinde kalan Nihal Atsız, 9 Eylül 1934 tarihinde Kasımpaşa’da ki Deniz Gedikli Hazırlama Okulu’na Türkçe öğretmeni olarak tayin olunmuştur.

Şubat 1936 tarihinde ikinci eşi olan Bedriye Hanım ile evlenen Nihal Atsız’ın bu evlilikten 4 Kasım 1939 tarihinde Yağmur Atsız ve 14 Temmuz 1946 tarihinde de Buğra Atsız adlı iki oğlu olmuştur. Atsız, ikinci eşi Bedriye Atsız’dan da Mart 1975 tarihinde ayrılmıştır.

Nihal Atsız, Kasımpaşa’daki Deniz Gedikli Hazırlama Okulu’nda Türkçe öğretmeni olarak 4 yıl kadar çalışmış ve 1 Temmuz 1938 tarihinde bu görevinden ihraç edilmiştir.

Bunun üzerine Özel Yüce-Ülkü Lisesi’ne geçen Atsız, burada 1937 senesinden 1939 senesinin Haziranının sonuna kadar edebiyat öğretmenliği yapmıştır. Atsız, 19 Mayıs 1939 ile 7 Nisan 1944 tarihleri içinde yine özel bir lise olan Boğaziçi Lisesi’nde edebiyat öğretmenliğinde bulunmuştur.

Atsız, Boğaziçi Lisesi’nin Türkçe öğretmeni iken Basın ve Yayın Genel Müdürü Selim Sarper’in de teşvikiyle Orhun dergisini (1 Ekim 1943-1 Nisan 1944, sayı:10 ile 16 arası, 7 sayı) yeniden yayınlamaya başlamıştır.

II. Dünya Savaşı sürerken Türkiye’de komünist faaliyetlerin arttığını düşünen Atsız, Orhun’un Mart 1944’te yayına giren 15. sayısında, önceden 5 Ağustos 1942 tarihli meclis konuşmasında “Bizim için Türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar ve lâakal o kadar bir vicdan ve kültür meselesidir” diyen devrin Başbakanı Şükrü Saraçoğlu’na hitaben bir açık mektup yayınlamıştır.

Atsız, Nisan 1944’te yayımlanan 16. sayıda, Şükrü Saraçoğlu’na hitaben ikinci açık mektubunu yayınlayarak Giritli Ahmed Cevat Emre, Pertev Nâilî Boratav, Sabahattin Ali ve Sadrettin Celâl Antel’in Marksist faaliyetlerde bulunduklarını ve Milli Eğitim Bakanı’nın “komünistleri kolladığını” ileri sürerek devrin Millî Eğitim Bakanı olan Hasan Ali Yücel’i istifaya çağırmıştır. Bu ikinci açık mektup, Türkçü çevreler içinde büyük bir galeyana neden olmuş, başta İstanbul ve Ankara olmak üzere bir çok şehirde, komünizm aleyhinde gösteriler yapılmaya başlanmıştır.

Bunun üzerine Hasan Ali Yücel, 7 Nisan 1944 tarihinde Nihal Atsız’ın Boğaziçi Lisesi’ndeki edebiyat öğretmenliğine son vermiş, ama bunun yanı sıra Sadrettin Celal Antel de İstanbul Üniversitesi’denki görevinden bakanlık hizmetine alınmıştır.

Orhun dergisi de Bakanlar Kurulu kararı ile yeniden kapatılmış, bu arada Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel, Ankara Musiki Muallim Mektebi öğretmeni Sabahattin Ali’yi Atsız aleyhine hakaret davası açmaya teşvik etti. Sabahattin Ali’nin arkadaşı ve Atsız’ın da yakın arkadaşı olan Ankara Musiki Muallim Mektebi Müdürü Orhan Şaik Gökyay’ın arabuluculuğuna rağmen dava açmak zorunda kaldı. Aleyhine dava açılan Nihal Atsız, trenle Ankara’ya gitmiş ve Türkçü gençler aracılığıyla istasyonda karşılanarak bir otelde misafir edilmiştir.

Hakaret davasının 26 Nisan 1944 tarihinde yapılan ilk oturumu olaylı geçmiştir. Bunun üzerine 3 Mayıs 1944 tarihinde yapılan ikinci oturuma üniversite öğrencileri alınmamış, bu yüzden de öğrenci gösterileri olmuş ve yüzlerce kişi tutuklanmıştır.

Davanın 9 Mayıs 1944 günü yapılan karar oturumunda, Sabahattin Ali’ye “vatan haini” dediği için 6 aya mahkûm edilen Nihal Atsız’ın cezası hâkim aracılığıyla “milli tahrik” gerekçesi ile 4 aya indirilmiş ve 4 aylık bu ceza da ertelenmiştir.

Nihal Atsız, cezasının ertelenmesine rağmen 9 Mayıs 1944 tarihinde mahkemenin kapısından çıkarken tevkif edilmiştir.

19 Mayıs 1944 merasimlerinde Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Nihal Atsız ve dostlarını ağır biçimde eleştiren nutkunu söylemiş ve bu nutuk üzerine de Nihal Atsız ve 34 arkadaşı İstanbul 1 Numaralı Sıkıyönetim Mahkemesi’nde yargılanmaya başlanmışlardır. Aralarında Alparslan Türkeş gibi subay, üniversite profesörü, öğretmen, doktor ve üniversite öğrencilerinin de olduğu sanıklar, sorguya çekilmişler; Nihal Atsız dahil sanıklar, ardından tabutluk diye adlandırılan hücrelerde işkence gördüklerini belirtmişlerdir. 7 Eylül 1944 tarihinde yargılama başlamış, ‘Irkçılık-Turancılık davası’ adı verilen ve haftada 3 gün olmak üzere 65 oturum devam eden mahkeme, 29 Mart 1945 tarihinde sonuçlanmış ve Nihal Atsız 6,5 yıl hapse mahkûm olmuştur.

Nihal Atsız, bu kararı temyiz etmiş ve Askerî Yargıtay, 1 Numaralı Sıkıyönetim Mahkemesi’nin kararı esastan bozmuştur. Böylelikle Nihal Atsız, bir buçuk yıl kadar tutuklu kaldıktan sonra, 23 Ekim 1945 tarihinde tahliye edilmiştir.

5 Ağustos 1946 tarihinde 2 Numaralı Sıkıyönetim Mahkemesi’nde tutuksuz olarak başlayan Atsız ve dostlarının davası (bu dava Kenan Öner – Hasan Ali Yücel davası adı ile tanınmıştır), 31 Mart 1947 tarihinde sonuçlanmış ve 29 oturum devam eden mahkemede bütün sanıkların beraatına karar verilmiştir.

Nisan 1947’den Temmuz 1949’a kadar kendisine iş verilmeyen Atsız, Ekim 1945-Temmuz 1949 tarihleri içinde geçinmek için kitaplarından bazılarını satmak zorunda kalmıştır. Bir müddet Türkiye Yayınevi’nde çalışan Atsız, Türk-Rus savaşlarının özeti olan “Türkiye Asla Boyun Eğmeyecektir” adlı kitabını da Sururi Ermete adlı kişiyin adı ile yayınlamak zorunda kalmıştır.

Atsız’ın sınıf dostlarından Prof. Dr. Tahsin Banguoğlu Millî Eğitim Bakanı olunca, Atsız’ı 25 Temmuz 1949’da Süleymaniye Kütüphânesi’ne “uzman” olarak tayin etmiştir.

Bir müddet bu vazifede çalışan Atsız, Demokrat Parti’nin iktidara gelmesinden sonra 21 Eylül 1950’de Haydarpaşa Lisesi Edebiyat Öğretmenliği’ne tayin olmuştur.

4 Mayıs 1952 tarihinde Ankara Atatürk Lisesi’ nde vermiş olduğu “Türkiye’nin Kurtuluşu” konulu bir konferans üzerine Cumhuriyet Gazetesi, Atsız’ın aleyhine haberler yayımlamıştır. Hakkında bakanlık aracılığıyla soruşturma açılan Atsız’ın konuşmasının bilimsel olduğu tespit edilmiştir. Lakin Atsız 13 Mayıs 1952 tarihinde Haydarpaşa Lisesi’ndeki edebiyat öğretmenliği görevinden “muvakkat” kaydı ile alınarak yine Süleymaniye Kütüphânesi’ ndeki görevine tayin edilmiştir.

Nihal Atsız, 31 Mayıs 1952 tarihinden bu yana emekliliğini istediği 1 Nisan 1969 tarihine kadar Süleymaniye Kütüphânesi’nde çalışan Nihal Atsız’ın en uzun süreli memuriyeti bu kütüphânedeki memuriyet olmuştur.

Nihal Atsız, 1950-1952 senelerında yayımlanan haftalık Orkun dergisinin başyazarlığını yaptı. 1962’de kurulan Türkçüler Derneği’nin genel başkanlığını üstlendi. 1964’ten vefatına kadar Ötüken dergisini yayımladı.

Dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, Gaziantep’ e giderken bir işçinin kendisine “idareciler Araplara toprak veriyorlar, biz Türklere vermiyorlar” kelimelerine karşılık, “Türk topraklarında yaşayan herkes Türk’tür.” demiş; Atsız bunun üzerine, Ötüken in Nisan 1967’de yayına giren 40, sayısından bu yana “Konuşmalar, 1” (Sayı 40), “Konuşmalar, II” (Sayı 41), “Konuşmalar, III” (Sayı 43), “Bağımsız Kürt Devleti Propagandası” (Sayı 43), “Doğu mitinglerinde perde arkası” (Sayı 47) ve “Satılmışlar – Moskof uşakları” (Sayı 48) adlarıyla paylaşımı yaptığı seri makalelerinde, Marksistlerin Doğu bölgelerinde gizli çalışmalarda bulunduklarını iddia etmişti. Bu makaleler ile ilgili savcılıkça soruşturma açılmış fakat Nihal Atsız’a hiç bir suçlamada bulunulmamıştır.

Lakin bu yazılar üzerine, Ankara sokaklarında Atsız aleyhine hazırlanmış, ayrılıkçılığı ilan eden bildiriler dağıtılmış ve aynı günlerde Adalet Partisi Diyarbakır senatörlerinden biri, Senato kürsüsünden Atsız aleyhine ağır bir konuşma yapmıştır.

Hasan Dinçer’in Adalet Bakanı olduğu zamanda, bakanlık tahkikat açmış ve Atsız mahkemeye verilmiştir. Davanın sürdüği 6 yıl içinde 12 Mart (1971) muhtırası verilmiş ve arkasından sıkıyönetim ilân edilmiştir.

Uzun duruşmalardan sonra mahkeme, Ötükenin sahibi Atsız’ı ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mustafa Kayabek’i 15’er ay hapse mahkûm etmiştir. Mahkeme başkanının karara katılmadığı ve 2-1’lik ekseriyetle verilen bu karar, temyiz edilince Yargıtay aracılığıyla bozulmuştur. Lakin aynı mahkeme 2-1’lik kararda ısrar edince, Yargıtay kararı onaylamıştır. Atsız ve Mustafa Kayabek “Tashih-i karar” isteğinde bulunmuşlar fakat bu istekleri mahkemece kabul edilmemiştir. Böylelikle mahkûmiyet kararı kesinleşmiştir.

Kronik enfarktüs, yüksek tansiyon ve ağır romatizmadan rahatsız olduğu için Haydarpaşa Numune Hastanesi’ne yatan Atsız’a, Haydarpaşa Numune Hastanesi aracılığıyla “Cezaevine konulamayacağı” kaydı bulunan rapor verilmiştir. Lakin 4 aylık bir rapor Adlî Tıp aracılığıyla kabul edilmemiş ve “reviri olan cezaevinde kalabilir” şeklinde değiştirilmiştir.

Bunun üzerine infaz savcılığı 14 Kasım 1973 Çarşamba günü sabahı Nihal Atsız’ı evinden aldırarak Toptaşı Cezaevi’ne sevk etmiştir. 40 kişilik adi suçlular koğuşuna konulan Atsız, bir müddet sonra reviri olan Sağmalcılar Cezaevi’ne nakledilmiştir.

Atsız, kesinleşen 1,5 yıllık cezasını çekmek için hapse girince, üniversite hocaları ve öğrencilerinden bir araya gelen bir grup Cumhurbaşkanı’na başvurup Atsız’ın affını istemiştir.

Atsız, suç işlemediğini altını çizerek bizzat af talep etmediği halde, Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk, kendi ytesirini tercih ederek Nihal Atsız’ın cezasını affetmiştir.

22 Ocak 1974’te Bayrampaşa Cezaevi’nden tahliye edilen Nihal Atsız,  1,5 yıllık cezasının 2,5 ay kadarını cezaevinde geçirmiştir.

İbnülemin Mahmut Kemal İnal’ın tarifi ile “Atlıyı atından indirecek derecede şiddetli yazılar yazan” Atsız, ateşli ve keskin bir üslûba sahip idi.

Atsız, 1975 senesinin kasım ayının ortalarında hasta olduğundan şüphelenmiş, fakat yapılan muayene ve testler neticesinde bir hastalık bulunamamıştır. 10 Aralık 1975 Çarşamba gününün akşamı kalp krizi geçirmiş, gelen doktor enfarktüs olduğunu anlayamamıştır.

Ertesi akşam yeni bir krizi geçiren Nihal Atsız, 11 Aralık 1975 tarihinde vefat etmiştir.

Nihal Atsız, 13 Aralık 1975 tarihinde Kurban Bayramı’nın ilk günü Kadıköy Osmanağa Câmii’nde Kılınan ikindi namazını müteakip Karacaahmet Mezarlığı’na defnedilmiştir.


Nihal Atsız Eserleri

Türkçülüğün öncülerinden olan Nihâl Atsız, Turancı çevreler aracılığıyla bunun yanı sıra kuvvetli bir Türkolog olarak kabul edilir. Bu çevrelere göre Türk dilini, tarihini ve edebiyatını gayet iyi bilen Nihal Atsız, özellikle Türk tarihinin Göktürk bölümünde uzmanlaşmıştı. Çok sevdiği bu devreyi Bozkurtların Ölümü ve Bozkurtlar Diriliyor adlı iki eser ile romanlaşmaya vardırmıştır. Deli Kurt adlı romanı Osmanlı tarihinin ilk devrelerinin romanlaşmaya vardırılmış şeklidir. Ruh Adam ‘daki Selim Pusat’ın şahsiyetinde Atsız’ı görürüz. Ruh Adam’ın devamı olarak Yalnız Adam ‘ı yazacağını dile getiriyordu. Yine yazacağını açıkladıği bir eseri de Bozkurtlar serisi’nin 3. cildi idi. Yayınlanmamış eserlerinin içinde II. Mahmut’tan Günümüze Kadar Osmanlı Hanedanı Tarihi adlı bir eseri de mevcuttur. Nihâl Atsız’ın şiirleri Yolların Sonu adı ile kitap halinde basılmıştır.


Nihal Atsız Romanları

1941 Dalkavuklar Gecesi
1946 Bozkurtların Ölümü
1949 Bozkurtlar Diriliyor
1958 Deli Kurt
1959 Z Vitamini
1972 Ruh Adam

Nihal Atsız Öyküleri

1943 Dönüş
1943 Şehidlerin Duası
1931 Erkek Kız
1917 İki Onbaşı, Galiçiya
1966 Ötüken
1966 Her Çağın Masalı: Boz Oğlanla Sarı Yılan
YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.