Martin Heidegger Kimdir? Biyografi Sayfası

25.10.2021
318
Martin Heidegger Kimdir? Biyografi Sayfası

Martin Heidegger Kimdir? Biyografi, bölümünde Martin Heidegger Kimdir? Biyografi sayfası ile karşınızdayız. Martin Heidegger Kimdir? Biyografi detayları ile daha da iyi tanıyalım.

Martin Heidegger Kimdir? Biyografi – Kaç Yaşında – Memleketi Neresi

Martin Heidegger

Martin Heidegger, 26 Eylül 1889 senesinde Almanya’nın Baden eyaletinde dünyaya geldi. Çocukluğundan bu yana dine ve felsefeye eğilimli biri olarak yetişti.

Felsefi çalışmalarıyla olduğu kadar, yaşamı ve çeşitli zamanlarda sergilediği politik tutumlarıyla da tartışma konusu oldu. Felsefi yetkinliği ve önemi yadsınamazken politik konumları bundan dolayı sürekli olarak sorunlu bir ilişkinin taşıyıcısı oldu ve bu durum çoğu zaman felsefi çalışmalarının tam anlamıyla değerlendirilmesini gölgeledi.

Freiburg Üniversitesi’nde Katolik ilahiyatı ve Hıristiyan felsefesi okudu ve 1914 senesinde ilk çalışması ve doktora tezi, “Psikolojide Yargı Kuramı” ile dikkat çekmeye başladı. 1923’te Marburg Üniversitesi’nde profesör oldu. 1927 senesinde “Varlık ve Zaman” yayımlandı ve yayımlanışından bu yana yalnızca var oluşçu felsefe yönünden değil, 20. yüzyıldaki bir bütün felsefe tartışmaları bağlamında bir biçimde etkili oldu. Heidegger burada, bütün bir Batı Felsefesi geleneğini metafizik olmakla eleştirdi, ki sonrasında post-modern felsefe bu argümanı başka düzlemlerde yeniden değerlendirecektir.

1933 senesinden bu yana Naziler ‘in iktidara gelmesiyle birlikte Heidegger Nazilere katıldı. Bu zamanda Freiburg Üniversitesinde rektör oldu. Heidegger’in bu dönem boyunca izlediği politika her zaman tartışma konusu olmuş ve onun çalışmalarının değerlendirilmesine gölgeler düşürmüştür. Nazilere katıldığı gerekçesiyle 1945’te üniversiteden uzaklaştırıldı ama sonra 1952’de yeniden üniversiteye dönebildi. Daha sonra yanlış yaptığını söylemesi de üzerine düşen gölgelerin sona ermesini sağlamamıştır, fakat bununla birlikte onun teorik çalışmalarının değeri her zaman kendini buna karşın korumuş ve felsefe yönünden önemli yerini muhafaza etmiştir.

Heidegger’in felsefi çalışmalarında hocası Edmund Husserl’in ve fenomenoloji felsefesinin etkileri açıkça görülür. Buna bağlı olarak felsefe-dışı sayılan birden fazla kavramı felsefeye taşıdı ve var oluşçu filozoflar de (örneğin Kierkegaard’ın korku, umutsuzluk, endişe vb. kavramlarla yaptığı gibi) görülen tarzda analizlere yöneldi ve bunları derinleştirdi. Kaygı, sıkıntı, merak, ölüm, korku gibi terimleri felsefe düzlemine taşıdı. Fenomenolojiyi Varlık sorunu bağlamında yeniden yorumladı ve kullandı. Heidegger’in Husserl etkisi ile kendine özgü bir var oluşçu felsefe oluşturduğunu söylemek yanlış olmaz.

Heidegger’ın varoluşçu düşüncesine göre, insan bu dünyaya öylece bırakılmıştır. Bu bırakılmışlık düşüncesi birkaç yönden var oluşçu felsefenin temel argümanlarını sürdürür ve derinleştirir. Var oluşa bırakılmışlığı ile insan kendi varlığını oluşturma özgürlüğüne zorunlu olarak bırakılmıştır aslında. Ama ilk etapta, bırakılışın kendisi bir özgürlük yokluğudur -sondaki ölümün kaçınılamazlığı gibi.

İnsan, varoluşun ortasına öylece, orada-bir-varlık-olarak (Dasein) atılmıştır. Bu bir tercih veya seçimin sonucu değildir. Ve insan, bu bırakılmışlık içinde tercihler ve seçimleriyle kendi yaşamını ileriye doğru kurar. Burada zorunlu bir özgürlük deneyimi söz konusudur. İnsan kendi varlığını gerçekleştirmek üzere sürekli olarak seçimler ve tercihler yapmak durumundadır, yani özgürlüğünü gerçekleştirmek zorundadır. Ölüme kadar. Heidegger’in felsefesinde ölüm düşüncesi, bu bakımdan önemli bir yer tutar. İnsan, bırakılmışlığın da ölüme yazgılıdır ve var oluşunu buna göre gerçekleştirmelidir.

Heidegger bunun bunun yanında, genel anlamda söylenecek olursa, teknik’in gelişimiyle birlikte şekillenen dünyanın eleştirisini yapmaya yönelmiştir ve modern dünya çapında buna karşı düsüncenin görevlerini belirlemeye calışmıştır. ” Varlık sorusu “, onun tüm felsefi çalışmalarinin özü ve özetidir. Bu çalışma varlık’ın unutulmusluğuna yapılan bir itirazla başlar ve devam eder. Kant, Hegel ve Husserl’den etkilendiğini belirtmenin bunun yanında, Nietzsche ile girdiği eleştirel ilişkinin de belirtilmesi gerekir. Heidegger, yapısalcılığa benzer ama başka bağlamlarda Dil konusunu felsefeye temel bir kategori olarak sokmuştur. Onun bütün felsefi kategorileri dil dolayımıyla işlerlik kazanır.

“Dil Varlık’ın evidir.” der Heidegger.

Sartre ve Camus başta olmak üzere varoluşçu felsefeciler ve bunun bunun yanında yapısalcılık ve varlık felsefesi gibi diğer felsefe akımları da çalışmalarında onunla açık veya örtük diyalog halinde olmuşlardır. Daha sonra çalışmaları, özellikle dil dolayımlı analizleri ve felsefenin metafizik olarak eleştirisi mantığı, postmodern felsefenin gelişiminde önemli köşe taşları olacaktır.

Martin Heidegger, 26 Mayıs 1976 tarihinde öldü.

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.