Feza Gürsey Kimdir? Biyografi Sayfası

26.10.2021
213
Feza Gürsey Kimdir? Biyografi Sayfası

Feza Gürsey Kimdir? Biyografi, bölümünde Feza Gürsey Kimdir? Biyografi sayfası ile karşınızdayız. Feza Gürsey Kimdir? Biyografi detayları ile daha da iyi tanıyalım.

Feza Gürsey Kimdir? Biyografi – Kaç Yaşında – Memleketi Neresi

Feza Gürsey

Feza Gürsey, 7 Nisan 1921 senesinde İstanbul’da dünyaya geldi. Remziye Hisar ve Reşit Süreyya Gürsey’in ilk çocuğudur. Babası Dr. Reşit Süreyya Gürsey, tıp doktoru, fizikçi ve öğretmen olmasının bunun yanında bilime ve sanata büyük ilgisi olan bir aydındır. Annesi Prof. Dr. Remziye Hisar, Darülfünun’un fen okuyan ilk kız öğrencilerinden olup, Avrupa’da kadınların pek azının kariyer yapabildiği bir zamanda Sorbonne’da Devlet Kimya Doktorası yapmayı başarmış bir bilim insanıdır.

Feza Gürsey, İstanbul Anadoluhisarı’nda, Remziye Hanım’ın Otağtepe’deki aile evinde doğmuştur. İlkokula Paris’te Jeanne d’Arc okulunda başlamış ve öğretmenlerinin hayranlığını elde etmiştir. Kızkardeşi Deha Gürsey Owen’ın anlattığı üzere, öğretmeni Madame Denizot, herşeyi hızlı bir şekilde öğrendiği için Feza Gürsey’i çok seviyor, onu yanından ayırmıyormuş.

İlkokul üçüncü sınıfa Galatasaray Lisesi’nde devam eden Feza Gürsey, okulun bi hayli beğeni alan, hayran olunan bir öğrencisi olmuştur. Sınıf arkadaşı Emekli Büyükelçi Özer F. Tevs bir yazısında Feza Gürsey’i şöyle anlatmıştı:

“39 Feza Gürsey, zamanının bütün Galatasaray Liselilerini ve yerli yabancı kıymetli hocalarını etkilemiş bir talebe idi. Ortaokul üçüncü sınıfta, akşam etüdünde, bakardık, Feza bir köşede Proust’un “Yitik Zamanı Araştırırken” adlı felsefi hikâyelerini okuyor yahut Cézanne’ın röprodüksüyonlarını inceliyor… Fransız hocalarımız büyük teneffüslerde onu muallimler odasına çağırır sohbet ederlerdi… Bizden iki sınıf daha büyük, çok çalışkan bir öğrenci daha vardı. Mezun olduktan sonra Fransız hocalardan birisine, ‘Feza mı yoksa diğer öğrenci mi daha üstündü’ diye sormuşlar. O da, ‘bir köy öğretmeni ile bir ordinaryüs profesör içinde ne kadar fark varsa, Feza ile diğer öğrenci içinde o kadar fark vardı’ demiş.

Feza Gürsey, fizik okumaya lise senelerında karar vermiştir. Galatasaray Lisesi’ni 1940 senesinde birincilikle bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi öğrencisi olmuş, 1944 senesinde Fizik-Matematik bölümünden de birincilik ile mezun olmuştur. Milli Eğitim Bakanlığı sınavını kazanarak İngiltere Imperial College’a gitmeye hak kazanmış, burada 1945-1950 senelerı içinde Prof. Dr. H. Jones’ın danışmanlığı altında doktora çalışmalarını yapmıştır. Bu dönem içinde “Tek boyutlu bir istatiksel sistem” ve “İki bileşenli dalga denklemleri üzerine” başlıklı iki önemli makale yayımlamıştır. 1951-1957 senelerı içinde Cahit Arf’ın desteği ile İstanbul Üniversitesi Tatbiki Matematik Kürsüsü’ne asistan olarak tayin edilmiştir. 1953 senesinde “Spinli elektronların klasik ve dalga mekaniği” adlı tezi ile doçent ünvanını almış, bir yıl sonra Tatbiki Matematik Kürsüsü’ne doçent olarak atanmıştır.

1952 senesinde İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi asistanlarından Suha Pamir ile evlenmiş ve 1954 senesinde Suha ve Feza çiftinin tek çocukları Yusuf dünyaya gelmiştir. 1957-1961 senelerı içinde, eşi ve oğlu ile birlikte Atom Enerjisi Komisyonu’nun bursu ile ABD’de Brookhaven Ulusal Hızlandırıcı Laboratuvarı’nda bulunmuştur. Bu zamanda Brookhaven Ulusal Hızlandırıcı Laboratuvarı, Princeton İleri Çalışmalar Enstitüsü ve Columbia Üniversitesi’nde fizik dünyasında en ileri düzeyde çalışma yapanlar ile birlikte çeşitli çalışmalar yapmıştır. Feza Gürsoy’un bu çevrede adını duyuran ilk çalışması yük bağımsızlığı ve Baryon korunumu ile Pauli Transformasyonunun ilgisini gösteren makalesidir. Wolfgang Pauli ünlü Rus fizikçisi Landau’ya yazdığı mektupta ilgisini çeken bu makaleden söz etmekte ve Heisenberg ile çalışmalarında bu simetriyi kendi spinor modellerinde kullanmayı düşündüğünü söylemektedir. W.Pauli, kendisinden Princeton Enstitüsünde çalışmalarına devam etmesi için referans isteyen Feza Gürsey’a gönderdiği mektupta şöyle diyor:

“Ben, seni tavsiye edebilir miyim diye düşünmüyorum, tam tersi, Princeton Enstitüsü’nü sana tavsiye edebilir miyim diye düşünüyorum.”

1961 senesinde Türkiye’ye dönen Gürsey, 1974 yılına kadar Prof. Dr. Erdal İnönü’nün ısrarları ve uğraşları neticesinde Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Teorik Fizik Bölümü’nde profesör olarak çalışmıştır. Bu dönem içinde Türkiye’de teorik fizik alanında yapılan çalışmaları canlandırmaya çalışmıştır. Princeton ve Yale üniversitesinden ünlü fizikçileri ODTÜ’ye davet ederek birden çok konferansın düzenlenmesini sağlamıştır. 1968 senesinde TÜBİTAK Bilim Ödülü’nü almıştır.

1965-1974 senelerı içinde Yale Üniversitesi’nin Teorik Fizik Bölümü’ne teklifi üzerine ODTÜ’deki görevinden ayrılmak istemeyen Gürsey, Yale Üniversitesinde konuk profesörlük görevini kabul etmiş ve ODTÜ-Yale üniversiteleri içinde dönüşümlü olarak lineer olmayan kiral modeller, konform simetri, genel görelilik üzerinde çalışmalarını sürdürmüştür.

1974 senesinde Feza Gürsey’in Yale Üniversitesi Fizik Bölümün’ndeki profesörlüğü daimi hale gelmiş, izni kaldırılmış ve ODTÜ’den ayrılmak zorunda bırakılmıştır. Gürsoy bunun nedenlerini, Prof. Dr. Mustafa Parlar Eğitim ve Araştırma Vakfı’nca verilen Bilim Hizmeti ve Onur Ödülü merasiminde anlatmıştır:

“Birincisi, sürekli olarak ve ücretli izinli olarak dışarıdaki bilim merkezlerinde çalışmam ve bu bilimsel alışverişe öğrencilerimi de katmam. İkincisi, Türkiye’mizin düzeysine ve gereksinimlerine uygun olmayan üst düzeyde bir araştırma yaparak gençliğe zararlı bir örnek olmam.”

Feza Gürsey 1971 senesinden 1991 senesindeki emekliliğine kadar Yale Üniversitesi Fizik Bölümü’nde çalışmıştır. 19 Ocak 1977’de temel parçacık fiziğine yaptığı katkılardan dolayı Sheldon Glashow ile birlikte Oppenheimer Ödülü’nü aldı. Ödül için kendisini tebrik eden öğrencilerine “Ödül, Yale ile Harvard içinde paylaşıldı yazıldı. İsterdim ki, ODTÜ ve Harvard içinde paylaşıldı desinler” demiştir.

1991 senesindeki emekliliğinden sonra Türkiye’ye dönmüş, Boğaziçi Üniversitesi’nin davetini kabullenerek Fizik bölümündeki odasına yerleşmiştir. Bu sene içinde yakayı ele verdiğı prostat kanserinedeni ile 13 Nisan 1992’de Yale Üniversitesi’nin hastahanesinde vefat etmiştir. Naaşı Anadoluhisarı’nda aile mezarlığına defnedilmiştir.

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.